EĞİTİM 4.0 NEDİR?

 

Eğitim 4.0, Dijital teknolojiden yararlanan, kişiselleştirilmiş veri, açık kaynak içeriği kullanan küresel anlamda bağlantılı olan teknolojik dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren nitelikte yepyeni bir sistem..



Eğitim 4.0, Endüstri 4.0’ın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni eğitim sistemine verilen isim aslında. Dijital teknolojiden yararlanan, kişiselleştirilmiş veri, açık kaynak içeriği kullanan küresel anlamda bağlantılı olan teknolojik dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren nitelikte yepyeni bir sistem. Çocukluktan, okul dönemine, oradan iş hayatına sürekli öğrenmeyi sağlayan, toplumda güçlü bir rol edinip fark yaratmamıza yardımcı bir sistem.

Eğitim 4.0’ü özetleyen yukarıdaki görselde her şey açık aslında:
⦁ İstediğin yerde, istediğin zamanda
⦁ Kişiselleştirilmiş, bireyin özelliklerini ön plana alan
⦁ Esnek
⦁ Öğrenciler ve öğretmenleri değil, öğrenciler ve rehberleri (ya da bir anlamda öğrenci koçluğu)
⦁ Ne değil “neden”?
⦁ Teori değil “uygulama”
⦁ Modüler ve proje bazlı
⦁ Öğrenci sahipliği
⦁ Sınav değil “değerlendirme”
Endüstri 4.0 eğitimi nasıl değiştirecek?
Aslında okul sıralarından şirket yönetim masasına kadar birçok şey değişecek.
⦁ İstediğin zaman, istediğin yerde.
Evet şu an için hayal gibi gelse de öğrenciler farklı zamanlarda farklı yerlerde öğrenme fırsatına sahip olacaklar. Uzaktan eğitim araçları öğrencilerin kendi hızlarına göre öğrenmelerine imkan sağlayacak. Sınıfların altı üstüne gelecek. Korkmayın dağılma anlamında değil. Yakında “ters yüz edilmiş sınıf” tanımı hayatımızın bir parçası olabilir. Öğrenciler teoriyi sınıf dışı öğrenecekler ama uygulama kısmı yüz yüze sınıf içinde yapılacak. Buna harmanlanmış öğrenme ya da karma öğrenme de deniyor.
⦁ Kişiselleştirilmiş öğrenme
Öğrenciler kendi kapasiteleri doğrultusunda farklı çalışma araçları ile öğrenecekler. Yani artık her şey ortalama öğrenciye göre ayarlanmayacak. Ortalamanın üstündeki öğrencileri performanslarını ortaya koyabilmeleri için zorlarken, ortalamanın altındaki öğrenciler ortalama seviyeye gelene kadar öğrenmek için ihtiyaç duydukları süreye sahip olacaklar. Siz de hangi öğrencinizin hangi alanda eksiği ve desteğe ihtiyacı var daha iyi değerlendirebileceksiniz. Bunun öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri tartışılmaz: kim gençlerin kendine daha çok güvenen, daha başarılı bireyler olmalarını istemez?
⦁ Seçim özgürlüğü
Mevcut sınıf düzeni ve öğrenme sistemi öğrencileri aynı araç içinde aynı noktaya ulaştırmaya çalışıyor. Oysa öğrenciler ihtiyaç duydukları öğrenme araçları, programları ve teknikleri ile kendi öğrenme süreçlerini değiştirebilecekler. Artık harmanlanmış öğrenme, ters yüz edilmiş sınıf eğitim terminolojisindeki değişimin birer sembolü.
⦁ Proje bazlı öğrenme
İş dünyası değişip, hayal bile edemeyeceğimiz yepyeni meslekler ortaya çıkarken, sabit ofislerin yerini evden çalışma, bordrolu çalışanların yerini serbest çalışanlar alırken proje temelli öğrenme de önem kazanıyor. Yani öğrenme sürecinde bilgi yerine kullanılabilir beceriler öne çıkıyor. İş hayatında kullanacağı organizasyon becerisi, takım çalışması, zaman yönetimi gibi beceriler öğrencilere daha okul sıralarındayken kazandırılıyor.
⦁ Saha Tecrübesi
Yeni sürece öğrenciye kazandırılan becerilerin hayata geçirilmesi, ete kemiğe büründürülmesi de önemli. Bu yüzden bu becerileri kullanabileceği, pekiştirebileceği ortamlar yaratılıyor, staj, simülasyon, mentörlük programı gibi imkanlar sunuluyor.
⦁ Veri yorumlama
Matematiği kuvvetli öğrencilerin dahi olarak nitelendirildiği günler geride kaldı, çünkü her türlü işlem bilgisayar vasıtasıyla kolaylıkla yapılabiliyor. Büyük veri’nin hayatımızın merkezine oturduğu günümüzde, önemli olan bu büyük verinin nasıl kullanılabileceğini yorumlayabilen insanlar. Öğrenebilen yapay zeka teknolojisiyle bunu da bilgisayar yoluyla yapmak bir yere kadar mümkün ama yine de eldeki veri yığınından bir çıkarım yapabilmek insani bir mantık gerektiriyor.
⦁ Sınavlara, testlere son
Belki de sınavların öğrencilerin belli bir bilgiyi öğrenip öğrenmediklerini anlamak için gerekli olduğunu düşünüyorsunuz. Ama araştırmalar, çoğu öğrencinin sınav öncesi bilgileri ezberlediğini ve sınavdan hemen sonra çoğunu unuttuğunu gösteriyor. Okulda sınıfın en çalışkanı olup, kariyerinde aynı başarıyı gösteremeyen tanıdıklarınız olmuştur. Çünkü gerçek hayat ne bildiğinizle değil, bu bilgiyi nasıl kullandığınızla ilgileniyor. Bu yüzden de Eğitim 4.0 öğrencilerin sahada, projelerde gösterdikleri performans ile değerlendirilmeleri gerektiğini savunuyor.
⦁ Öğrenci sahipliği
Öğrenciler artık kendi ders programları oluşturmada daha etkin rol oynayacaklar. Çağdaş, güncel ve faydalı bir müfredat oluşturmak profesyonelelrin yanı sıra öğrencilerin de katılımı ile mümkün olur. Öğrencilerin müfredat hakkındaki görüşlerinin dikkate alınması daha kapsayıcı bir eğitim programının vazgeçilmezlerinden biri aslında.
⦁ Rehber öğretmen olmak daha da önem kazanacak.
Bundan 20 yıl sonra öğrenme süreçlerinde öğrenciler öyle bir bağımsız noktaya gelecekler ki artık öğretmenlik değil koçluk becerilerinizi öne çıkarmanız gerekecek. Yani birçok bilgiye ulaşabilecekleri eğitim yolculuğunda öğrencileriniz için daha önemli bir görev üstlenmeniz gerekiyor.
Evet, eğitimin geleceği uzaktan kumandalı ve kişiye özel olacak gibi. Akademik başarı içinse eğitimde değişim kaçınılmaz. Bir bilgiye, bir beceriye sizin ya da öğrencinizin neden ihtiyacınız olduğu anlamakla bu değişimi başlatabilirsiniz. Her bir öğrencinin kendi tercihleri, ilgi alanları, öğrenme hızları, öğrenme yöntemleri var. Bunları anlamalı ve öğrencilerinizi ona göre değerlendirmelisiniz. Artık birlikte ve birbirinden öğrenme eğitime yön verecek. Öğrenci öğrenciden öğrenirken siz öğretmen olarak buna aracı olacaksınız. Bütün bu başdöndürücü gelişmeler İrlandalı Şair William Butler Yeats’in şu sözlerini akla getiriyor: “ Eğitim kovayı doldurmak değil, ateşi tutuşturmaktır.” Eğitim 4.0’ın gençlerimizin içindeki kıvılcımları ateşleyebilmesi dileğiyle…

////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Bizi Arayın:

90-541-576-5796

Eğitim 4.0.jpg

EĞİTİM 4.0 NEDİR?

 



Yapay zekâ, akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar; kısacası öğrenen makineler. Çalışma hayatımızın en büyük yardımcıları ve aynı zamanda engelleyicileri olarak tüm açıklığıyla karşımızda. Analog olan her şey, yavaş yavaş eskici dükkânlarındaki yerini almaya başladı. Teknoloji kendi evrimini geçirirken, acımasızca kendini oluşturan “eskiyi” oyun dışında bırakmak için elinden geleni ortaya koyuyor. Herhangi bir sektördeki 10 sene öncesinin en fazla satılan ürünü artık üretilmiyor. Çevirmeli telefonlar tuşlu, tuşlu telefonlarda dokunmatik olanlarına yenik düştüler. Şimdiyse küçük bir bileklik, saat kadranında madeni para büyüklüğündeki bir ekran ya da kulaklık şeklindeki mikro düzeyde bir çip, dokunmatik ekranların yerine geçmek için gün sayıyor.

Başarılı bir cerrahın el hassasiyetinden daha hassas, güçlü bir işçinin kaldırdığı yükün binlerce ton daha fazlasını kaldırabilen, en dikkatli sürücüden daha hatasız araç kullanabilen, tüm detaylarıyla onlarca mühendisin haftalarca üzerinde çalıştığı hesaplamaları saniyenin binde biri kadar kısa sürede hesaplayabilen ya da insan tarafından üretildiği halde dünyanın en iyi oyuncusunu satrançta yenebilen bir yapay zekâ insanoğlunu işinden edebilecek mi?

 

1000’in üzerinde robotun çalıştığı Chrysler Grubu Fabrikası (Fotoğraf: Fiat Chrysler).

Yüzlerce işçinin yaptığı bir işi artık akıllı robotlar zorlanmadan ve makro düzeyde bir ekonomiklikle yapabiliyor. Endüstri 4.0 ile üretim ve tüketim kültürü kendini yenilerken, tüm sektörlere olan etkisi herkes tarafından dikkatle takip ediliyor. Birçok sektörde çalışanlar için “Acaba robotlar yerimizi mi alacak?” sorusu kafaları karıştırırken, eğitimciler için ise Endüstri 4.0 kavramı ile birlikte “Eğitim 4.0”  kavramı ve kucak dolusu fırsatlar ortaya çıkıyor. Bu fırsatların içerisinde veri madenciliği yönteminin eğitimin geleceğini şekillendireceği konusunda büyük tartışmalar yaşanıyor. Peki nedir bu eğitsel veri madenciliği ve ne işimize yarayacak? Eğitsel veri madenciliğinin iyi anlaşılabilmesi için, öncelikle bir analiz metodu olarak veri madenciliğinin ne olduğu üzerinde durulması gerekir.

Veri üretimi konusununda teknolojinin etkisiyle yaşanan gelişmeler ve üretilen verinin yapısal olarak büyüklüğü ve aynı zamanda veri kaynaklarındaki çeşitlilik (kayıtlar, dosyalar, dökümanlar, resimler, sesler ve videolar) ile birçok yeni veri, kullanılabilir hâle gelmiştir. Toplanan verideki bu yapısal çeşitlilik ve niceliksel artış ile sıkça kullanılan yöntemler ve teknolojilerle verilerin analiz edilmesinin pek mümkün olmayacağı anlaşılmıştır. Bu sınırlama ile araştırmacılar yeni analiz metotlarının kullanımına yönelik bir arayışa girmişlerdir. Bu arayış; Endüstri 4.0 devriminin etkisiyle  veri madenciliği adı verilen, veriyi farklı yöntem ve tekniklerle analiz etmeyi ve bu veriyi kullanışlı bilgiye dönüştürerek özetlemeyi sağlayan yeni bir veri analizi metodunun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Eğitsel veri madenciliği de, veri madenciliğinin eğitim bilimlerini konu alan çalışmalarda kullanımını kapsamaktadır.

Eğitsel veri madenciliğinin eğitimde kullanımı tam anlamıyla bir erken uyarı sisteminin kurulması anlamına gelmektedir. Özellikle yapay sinir ağları ve karar ağaçları gibi makine öğrenmesi içeren yöntemler tanımlama ve sınıflama açısından büyük önem arzetmektedir. Peki veri madenciliği yöntemini eğitimde nasıl kullanabiliriz?

  • Öğrencilerin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları anlık olarak analiz edilebilir.

  • Öğrenci, öğretmen adayı, öğretmen veya yöneticilerin tutum, ilgi, yetenek, yönelim ve başarıları makine öğrenmesi ile modellenerek tanımlanabilir.

  • Öğrenci, öğretmen adayı, öğretmen veya yöneticilerin tutum, ilgi, yetenek, yönelim ve başarıları makine öğrenmesi ile gerçekleşmeden tahmin edilerek istenmeyen durumların önüne geçilebilir.

  • Özellikle ortaöğretime geçiş veya üniversiteye giriş öncesinde öğrencilerin yerleşip yerleşmeme durumu önceden görülerek gerekli tedbirlerin alınması sağlanabilir.

  • Özel veya resmî kurumların başarı veya başarısızlık durumları modellenerek ön tahminlerde bulunabilinir.

  • ÖSYM, MEBBİS, E-Okul gibi sistemlerdeki devasa veriler işlenerek iç kontrol ve denetim anlamında geri dönütler sağlanabilir.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Özetle eğitsel veri madenciliği; tanımlama ve açımlama amaçlı kullanılan devasa büyüklükteki veri setlerinin istatistik, matematik ve mühendislik bilimlerinin yetenekleriyle veriye bütüncül ve farklı açılardan bakmayı sağlayan veri madenciliğinin eğitsel amaçlı kullanımıdır.

Buradan hareketle, Milli Eğitim Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’un “Veriye dayalı bir politika üreteceğiz” açıklaması Türkiye olarak Eğitim 4.0’a geçişte diğer ülkelere öncülük edeceğimize ve artık eğitsel veri madenciliğinin ciddi ve etkin bir şekilde kullanımına işaret olarak görülmelidir.

Dr. Ergün AKGÜN
Veri Madeni İşçisi ve Eğitsel Medyum

////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Grant Programs
 

​Eğitim ve Gelişim

Bu bir paragraftır. Kolayca düzenlemek ve metin eklemek için tıklayın. Metin Düzenleye yada buraya çift tıklayarak içerik ekleyip, yazı tipini değiştirebilirsiniz. Sayfanızda istediğiniz yere sürükleyip bırakabilirsiniz. Hikayenizi anlatıp kullanıcılarınıza kendiniz hakkında daha fazla bilgi verebilirsiniz.





+ Okuma Yazma

+ Matematik

+ Kitap Klübü

+ Tiyatro

+ Teknoloji

+ Beden Eğitimi



Değer Katan Eğitimler

Bu bir paragraftır. Kolayca düzenlemek ve metin eklemek için tıklayın. Metin Düzenleye veya buraya çift tıklayarak içerik ekleyip, yazı tipini değiştirebilirsiniz.



+ Okuma Yazma

+ Matematik

+ Kitap Klübü

+ Tiyatro

+ Teknoloji

+ Beden Eğitimi